Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Ayrıma bakın: Vatanını seven, sevmeyen dönemi
28/11/2017

Ayrıma bakın: Vatanını seven, sevmeyen dönemi

Olağanüstü Hal (OHAL) yetkisine dayandırılarak 28 ayrı Kanun Hükmünde Kararname yayımlandı. Bazılarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yapısında önemli değişiklikler yapıldı. Askerler üzerinde siyasetin gücü artırıldı. Kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı'na, hastaneler Sağlık Bakanlığı'na bağlandı. Askere gitmemek için hastanelerden alınan “çürük raporu”, komandoların sınıf değiştirmesi, hava değişimleri adeta patladı.



Şimdi de bundan önce TSK'da görev yapanların hemen hepsi “vatan hainiymiş”, vatanını sevmiyormuş da şimdi “TSK'da vatanını seven subaylar dönemi başladı” deniliyor, böyle afişler bastırılıyor. Kahraman ordumuzun, kahraman mensupları o şanlı okullardan çıkmadı mı? 3-5 haini o okullara sokanlar, üniformayı giydirenler ve koruyanlar utanmalı…

BU ÖĞÜT KOMUTANLARA

Darbe girişiminden sonra ülkemizde general-amiral sayısı 203'e, subay 26 bine, astsubay 64 bine, uzman çavuş 47 bine, sözleşmeli er-erbaş sayısı ise 16 bine düşmüş durumda. TSK'da 197 bin er ve erbaş bulunuyor. TSK'da her şeyin bir kuralı, talimatı var. Subayların, erlerin gönüllerini kazanması, güvenlerini elde etmesi ve morallerini güçlendirmesi için neler yapmalarını talimattan okuyorum:
“Erler, askerlik yaptıkları sürece, subayların öz evlatları gibidirler. Bir insan evladının adam olabilmesi için eğitimine, sağlığına, tavırlarına, yaptıklarına dikkat eder; her zaman uğraşır. Subaylar da erlerin sağlığına, görevini, sanatını iyice öğrenmesine, ahlakının düzgünlüğüne, kısaca her şeyine özenle gayret edip gözden kaçırmayacaktır. Harp sırasında ölümle pençeleşirken askere hükmedip otorite kurmak, sıkıntılı anlarda ere, hayata mal olan şanlı, başarılı görevler yaptırabilmek için subay, varlığı ve karakterini er nazarında gayet iyi tanımlamalıdır.
Erin, bu karakter ve varlığı tanıdığı andan itibaren büyüklüğünü, her türlü şefkatini, cömertliğini görmesi; onu tapılacak derecede dost ve güvenilir bilmesi öncelikle şarttır. Aksi halde hiçbir şey yapılamaz. Askerin yerine getireceği görevlerin layıkıyla yararlı olması ancak üstün istek ve niyetine göre iradesiyle mümkün olabilir. Bu da ancak askeri disiplinle sağlanır. Askeri disiplin, ordunun temelidir.”

“OĞLUM, YAVRUM” YASAĞI

Orgeneral Necdet Özel'in Genelkurmay Başkanlığı döneminde birliklere şöyle bir emir gönderildi: Bundan sonra askerlere “oğlum, yavrum, evladım” diye hitap edilmeyecek, sadece “Mehmetçik” denilecek.
Neden böyle bir emir yayınlandığını araştırdığımda şu bilgiye ulaşıyorum: Kendisine “oğlum” diye hitap eden komutanına, “Bana ‘oğlum' demekle, annemle ilişkiye girdiğin anlamı çıkıyor. Böyle bir hakareti kabul edemem” diyor ve komutanını mahkemeye veriyor. Genelkurmay Karargahı da bu davranışında, askeri haklı görmüş ve çözüm olarak bir daha “oğlum, evladım, yavrum” gibi sözcüklerle hitap edilmesini yasaklamış.

Tüm subaylara rehber olarak okutulan, Atatürk'ün de yazdıklarıyla da pekiştirilen “Zabit ve Kumandan ile Hasbihal” kitabında, “Erler, askerlik yaptıkları sürece subayların öz evlatları gibidirler” yazılı. Bir komutana bu durumu sorduğumda, “Bizler de, askerimizi kendi evladımız gibi görüp, hissettiğimiz için ‘oğlum, evladım, yavrum' deriz. Asker bizim için o kadar değerlidir. O sözcüklerimizin başka bir anlam ifade etmesi hiç aklımıza gelmez. Askerle arasında gerçek gönül bağı olmayanlar da zaten bunu anlayamaz.”

YEMEK DUASINDAN KALDIRILDI

Askerlikte, yemekten önce topluca ayakta dua “Tanrımıza hamdolsun” diye başlar. Yemek duasından “Tanrımıza” çıkarıldı, bundan böyle “Allahımıza” diye başlanması kararlaştırıldı. Neden “Tanrımıza” diye başlandığını sorduğumda şu cevabı aldım:
“Yemek öncesi ‘Tanrımıza hamdolsun' dedikten sonra yemeğe besmele ile başlamana engel mi var ya da yemek duanı içinden istediğin gibi etmen mümkün olmuyor mu? Ordumuz sadece Müslümanlardan oluşmuyor. Gayrimüslimler de gelip vatan hizmeti yapıyorlar. Dolayısıyla ‘Tanrı' demekle ne Müslüman zarar görüyor, ne de ordu ‘dinsiz' oluyor.”

Bugün öyle bir noktaya gelindi ki, “saygı duruşu” bile eleştiriliyor. Buna “put gibi dikilmek” diyenler de, “Hristiyan adeti” diyenler de var. Saygı duruşunun insanın inancı doğrultusunda kendi içinden istediği şekilde dua etmek olduğunu idrak edemeyenler, bunu da yasaklayabilir. Saygı duruşundayken içinden “Fatiha okumayacaksın” diyen mi var?
TSK'yla bu kadar oynamak kime ne kazandırıyor acaba?

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Ayrıma bakın: Vatanını seven, sevmeyen dönemi

Diğer Yazıları:
31/1/2018 Devlet okulunun içinde Ensar sınıfları
30/1/2018 Bu ayrıcalıkla yüksek yargı Meclis’e bağlandı
28/1/2018 Üsteğmen ve uzman çavuş gazi yüzbaşıyı kurtardı, bir gün sonra da şehit düştü
26/1/2018 Teröristler niçin ortaya çıkmıyor?
24/1/2018 CHP milletvekili deprem yarattı
23/1/2018 Bunun adı “Başarıdan Faydalanma Harekatı”
21/1/2018 Hedeflerin vurulmasını canlı izlediler
19/1/2018 Uçak izni verilmezse…
17/1/2018 Hainler Afrin’de hendek savaşına hazırlanıyor
16/1/2018 Efsane komutan böyle dedi: Türkiye ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıya
14/1/2018 O şehirleri kazanmak için…
12/1/2018 O geceyi, bakanlarla konuşan komutandan dinleyin
10/1/2018 Melih Gökçek hakkında hazırlanan rapor
  9/1/2018 MHP, 2019’da aday göstermeyecek Erdoğan’a destek verecek
  7/1/2018 Eğitimde dönüşüm: Çocuklar türbeye, öğretmenler camiye
  5/1/2018 “Sakın sesini çıkarma”
  3/1/2018 Eylemi, kadınlar ateşledi
  2/1/2018 Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampı olduğunu duyuyoruz
31/12/2017 Şüphenin kalkması için o isimleri açıklayın…
29/12/2017 “AKP-MHP ittifakı yaş”
27/12/2017 Bir iyilik yapmak ister misiniz?
26/12/2017 Mahkeme salonunda böyle bir eylem ilk kez yapılıyordu
24/12/2017 Casuslar o fabrikamızı niçin patlattı?
22/12/2017 İşte, bakanın “Görev alanımıza girmiyor” deyip açıklamadığı şehitlerimiz
20/12/2017 MİT’in cevap vermediği soru


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları