Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Duruşma salonunda onların yeri
18/7/2017

Duruşma salonunda onların yeri

Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca (MGK) devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle 4 bin 302 hakim ve savcı, 6 bin 265 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu, 3 bin 106 Jandarma, 152 Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli, 22 bin 973 Emniyet mensubu, 74 bin 393 diğer kuruluşlarda olmak üzere (görevlerine iade edilenler hariç) toplam 109 bin 529 kişinin kamudaki görevlerine son verildi.



Görevlerine son verilenler arasında bazıları tutuklu 403 kaymakam, vali yardımcısı ve vali var. FETÖ'yle bağlantılı olduğu öne sürülen valiler, müsteşarlar, genel müdürler tutuklu ama onları bu makamlara getirenler, kararnamelerinde imzaları bulunan siyasilere dokunan yok. O yüzden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “FETÖ'nün siyasi ayağı” derken iktidarın üzerine alınmak istemediği önemli bir konuya vurgu yapıyor. Bürokrasinin içinde olanlar siyasi destek olmadan bürokratın öyle kolay kolay adım atamayacağını da çok iyi bilir.

ÖNEMLİ FARK VAR
AKP döneminde askerlere, yazarlara, siyasetçilere, bilim adamlarına kurulan “Ergenekon”, “Balyoz”, “Oda TV”, “İzmir-İstanbul Casusluk” isimli davaları da, bugün devam eden davaları da yakından bilen ceza avukatı Erol Aras'a, soruşturma ve dava aşamalarında yargı mensuplarının tutumuyla ilgili ne gibi farklar olduğunu sordum. Şunları anlattı:

“Balyoz, Ergenekon, Oda TV ve benzer davalarda ‘delil' diye üretilmiş sahte belgeler, digital veriler bulunuyordu. Dosyadaki birçok belgenin sahte ve üretilmiş olduğu da ortaya çıkarılmıştı. O davaların çoğu hakim ve savcıları, yargılanan sanıklardan nefret ediyordu. Avukatları da, sanıkları da dinlemiyorlardı. Sanki biz duvara konuşuyorduk.

Bugünkü duruma geldiğimizde de şunu görüyoruz: Davalarda sahte, uydurulmuş delil yok. İddianamede, sanık lehine olan deliller de yer alıyor. Hakim ve savcılar yargılananlara karşı nefret duygusuyla hareket etmiyor. Bizleri dinliyorlar. Ancak gördüğümüz şöyle bir durum da var: Çoğu deneyimsiz olan hakim ve savcıların da baskı ve korku altında olduğunu hissediyoruz. Buna rağmen sapla-samanı birbirinden ayırıyorlar. Biz de gerçeğin peşindeyiz.”

Tabii ki, her şey Erol Aras'ın anlattığı gibi de değil. Haklarındaki iddialar kanıtlandığında zaten en ağır cezalara çarptırılacak olanlara, yakınlarına, avukatlarına duruşma salonuna giriş-çıkışlarında, hatta duruşma salonunda ağır hakaretlerde bulunulması da davaların gölgelenmesine neden oluyor.

O SİYASİ BASKI OLUR
AKP milletvekilleri görev bölümü yapmış, devam eden FETÖ ve darbe girişimi davalarını yakından izliyor. Milletvekillerinin, bu önemli davaları izlemeleri, mağdurların, sanıkların, onların avukatlarının neler söylediğini dinlemeleri, “Adalet” yürüyüşlerine sahne olan ülkemiz için önemlidir. TBMM'de yargıyla ilgili düzenlemelere daha etkili katkı sağlayabilirler. Yargıya olan güvenin nasıl artırılması gerektiği konusunda yargı mensuplarıyla, avukatlarla ayaküstü bile olsa sohbetlerinden de önemli ölçüde yararlanabilirler. Yeter ki orada bulunuşları baskıya dönüşmesin, yargıya gölge etmesin. Bir ağır ceza mahkemesindeki yargılamayla ilgili olarak sanık yakınının yazdıklarını okuyalım:

“Özellikle duruşmaları izlemeleri için getirilenlerin, tutuklu ve ailelerine küfürleri, hakaretleri, saldırılar hat safhada… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın araçları ve görevlileri orada, AFAD duruşmaları izlemeye gelenlerin her türlü ihtiyacını karşılıyor.

Bizim derdimiz gerçek suçluların cezalandırılması, mağdur ve masum olanların aklanması… Ancak bu konuda endişelerimiz var. Son olarak mahkeme heyetinin hemen yan tarafına oturan kişilerin milletvekilleri olduğunu öğrendik. Bu ne demek? Yasamanın yanına, yürütme oturamaz. Üstelik milletvekilleri için arkada bir bölüm de var. Milletvekilleri davaları izlesin ama kurallara da uymalı.”

YER AYRILIR MI?
Şunu biliyoruz: Hakimlerin oturduğu yere dünyanın hiçbir ülkesinde milletvekili de olsa kimse oturamaz. Milletvekillerinin oturacağı ayrı bir bölüm de olmaz. Yargı önünde herkes eşit olduğu için milletvekillerinin oturacağı bir bölüm ayrılmasını da deneyimli yargıçlar asla doğru bulmuyor, “İzleyiciler arasında neresi boşsa oraya oturmaları gerekiyor” diyorlar.

Terör ve örgütlü suçlarla ilgili davalara bakacak deneyimli yargı mensubu bulmakta Hakimler ve Savcılar Kurulu da (HSK) zorlanıyor. Yargı mensupları arasında son dönemde sıkça yapılan yer değişikliklerinin de bu boşlukları gidermeye dönük olduğunu, adaletin yerleşmesine herkesin katkıda bulunması gerektiğini de eklemiş olalım.

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Duruşma salonunda onların yeri

Diğer Yazıları:
  4/10/2017 Bunun kaybedeni Türkiye olur…
  3/10/2017 13 yılın en ağır kaybı
  1/10/2017 Danıştay’ın bu kararı yargılatmayanlara ders olsun
29/9/2017 Onlar parsel parsel kazanırken…
27/9/2017 Bu bayramı siz yine mi unuttunuz?
26/9/2017 HSK Başkanvekili, davaları SÖZCܒye anlattı
24/9/2017 Milletvekili rantına CHP’den veto
22/9/2017 Gerilim artıyor; Kerkük korkutuyor
20/9/2017 Barzani’nin mektubu… Nereden nereye?
19/9/2017 Barzani, baba vasiyetini unuttu mu?
17/9/2017 Hakkını yemeyelim bunlar hep AKP’nin eseri
15/9/2017 Bunlar, tehlikeli tırmanışlar
13/9/2017 İHA’nın ve SİHA’nın gördükleri
12/9/2017 Özel Kuvvetler Komutanlığı davasında ilginç sorular
10/9/2017 Çağlayan: Ben hesabını verdim
  8/9/2017 Yaklaşan tehlike, Cumhurbaşkanı’na 2.5 ay önce söylenmiş
  6/9/2017 Evet, gerçekten herkese lazım…
  5/9/2017 Öldürmeyin, yaşama döndürün
  3/9/2017 Gençlik bunlara mı emanet?
  1/9/2017 Bu nasıl sığınmacılık?
30/8/2017 Biri ‘Yeşil’ biri ‘Öksüz’
29/8/2017 İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?
27/8/2017 Öksüz skandalında yeni perde
25/8/2017 Zekai Paşa SÖZCܒye konuştu
23/8/2017 Komutanların istifasının nedeni ByLock mu?


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları