Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Yaradana sığınıp Devlet adamına bastı küfrü...
10/12/2014

Yaradana sığınıp Devlet adamına bastı küfrü...

Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlığı döneminde kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle vatandaşa en çok dava açan siyasetçiydi. Davaların sayısı binlerle ifade ediliyor. Cumhurbaşkanlığı makamına oturduktan sonra da yine davalar açmayı sürdürüyor. Oğlu Bilal Erdoğan da, dava açma konusunda babasından geri kalmıyor. Yöneticisi olduğu TÜRGEV’le ilgili yazılan hemen her yazıyı dava konusu yapıyor.


Bugün birçok mahkemede “müşteki” olarak Ahmet oğlu, Tenzile‘den olma, 26 Şubat 1954 doğumlu Recep Tayyip Erdoğan‘ın şikayetlerine rastlanıyor. Ancak bu şikayetler yapılmadan önce, keşke Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği kararlar okunsa, belki de bu şikayetlerde bulunmazdı.

ORGANİZE EDİLMİŞ BİR SALDIRI…

Feyzi İşbaşaran, AKP’den milletvekili seçilmişti. Son dönemlerde, Erdoğan hakkında ağır eleştirilerde bulunuyordu. Kimsenin, kimseye hakaret etme hakkı yoktur. Ama hakaret etti diye de kimsenin sabahın köründe organize bir biçimde üstelik de polislerin arasında Feyzi İşbaşaran‘a saldırmaya hakkı yoktur.
Feyzi İşbaşaran‘a saldırı planlı bir biçimde gerçekleştirilmiş. Bunun için pankartlar hazırlanmış, bir grup adliye önüne toplanmış, bazıları da ona saldırmaya karar vermiş. Eski milletvekili saldırıya uğradı, çıkarıldığı mahkemede de Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği suçlamasıyla tutuklandı. Yasalarınız işliyorsa işlendiği öne sürülen suçun karşılığı vardır.

DEMİREL’E SORULDU: ŞİKAYETÇİ MİSİN?

Süleyman Demirel, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine hakaret edilse bile bunu hoşgörüyle karşılamayı bildi ve kimseyle davalık olmadı. O yüzdendir ki bırakın sade vatandaşı, gazetelerde, televizyonlarda yapılan eleştiriler karşısında dava açmadığı gibi, yazanları da asla “kara listeye” almadı.
AİHM, bu konudaki kararından bugün birçok siyasetçinin haberi yok. Kararda “Basın özgürlüğünün bir derece abartmayı hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiği, gazetecinin yazısında kullandığı deyimler polemik niteliğinde olsa da bu ifadelerin nesnel bir açıklama ile desteklendiğinde, bunların asılsız kişisel bir saldırı olarak görülemeyeceğine…” deniliyor.
En iyisi bu konuda çarpıcı bir örnek verelim. Belki dava açmaya, şikayet etmeye meraklı olanlar, Ulaştırma eski Bakanı Yaşar Topçu‘dan dün dinlediğim bu olaydan ders çıkarır. İşte, Yaşar Topçu‘nun anlattıkları:
“Yıl 1979, Süleyman Demirel de başbakan. Ben, hem Demirel’in avukatı, hem de Adalet Partisi’nin hukuk müşaviriyim. Başbakan, genel merkeze geldiğinde beni çağırtır, ‘ne var, ne yok’ diye sorardı. Ben de partimize açılan davalar ve diğer hukuki konularda yapılanları anlatırdım.
Bir gelişinde yine ‘ne var, ne yok’ dedi. O günlerde bir ilçemizdeki Asliye Ceza Mahkemesi’nden yazı gelmişti. Yazıda, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘maddi mahsusa’ yani özel bir niteleme yaparak Başbakan’a söven bir kişinin tutuklandığı belirtiliyordu. Bunun cezası da ağırdı. Yazıda, suçtan zarar gören kişi olarak Başbakan Süleyman Demirel‘in, tutuklu kişiden şikayetçi olup olmadığı soruluyordu.

HAKİM, SÖYLENENLERE ŞAŞIRDI

Demirel‘e, bu durumu anlatınca, güldü, bir yandan da tutuklanan vatandaş için üzüldü. Bana aynen şunları söyledi:
‘Bu ülkenin vatandaşı durup durukken Başbakan’a hakaret etmez, sövmez. Biz farkında olmadan adama ne kötülük etmişizdir. O da canı yandığı için yaratana sığınıp sövmüş, basmıştır küfrü. Adamı içeri atarak, tutuklayarak cezalandırmanın ne gereği var.
Senden ricam, hemen partiden bir araba al, bana söven adamı cezaevinden çıkarttır. Bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapın.’
Adli tatile birkaç gün kalmıştı. O ilçeye gittim, müdahil dilekçemi verdim ve ‘suçtan zarar gören olarak duruşmaya katılmamıza karar verilmesini’ talep ettim. Bu isteğimiz kabul edildi, mahkemede ‘Biz sanıktan şikayetçi değiliz. Başbakan’a söven sanığın tahliyesini istiyoruz. Başbakan da sanığın tahliyesine karar verilmesi yönünde benden talepte bulundu’ dedim.

VATANDAŞA KÖTÜLÜK ETMİŞİZ

O dönemde duruşmaya savcı da katılıyordu. Savcı da, hakim de isteğim karşısında adeta dona kaldılar ve duruşmaya ara verdiler. Az sonra, mübaşir, ‘hakim bey sizi rica ediyor’ dedi. Odasına gittim, bana ‘Süleyman Bey nasıl bir adam böyle? Meğer kendisini çok yanlış tanımışım’ dedi. Ben de, vatandaşın tutuklandığını öğrendiğinde Demirel‘in ‘Biz bu vatandaşımıza farkında olmadan ne kötülük etmişiz ki, adam bunaldı da öfkesini söverek giderdi. Git adamı kurtar da gel’ dediğini belirttiğimde, böyle bir olayla ilk kez karşılaştıklarını anlattı ve vatandaşın tahliyesine karar verildi.”
Bundan sonra ne mi oldu? Serbest bırakılan vatandaş, Demirel‘in avukatı Yaşar Topçu’nun eline sarıldı, ağlayarak “Başbakanımdan özür diliyorum. Onun da ellerinden öperim. Keşke dilim kuruyaydı da o küfrü etmeseydim” diyordu.

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Yaradana sığınıp Devlet adamına bastı küfrü...

Diğer Yazıları:
  4/10/2017 Bunun kaybedeni Türkiye olur…
  3/10/2017 13 yılın en ağır kaybı
  1/10/2017 Danıştay’ın bu kararı yargılatmayanlara ders olsun
29/9/2017 Onlar parsel parsel kazanırken…
27/9/2017 Bu bayramı siz yine mi unuttunuz?
26/9/2017 HSK Başkanvekili, davaları SÖZCܒye anlattı
24/9/2017 Milletvekili rantına CHP’den veto
22/9/2017 Gerilim artıyor; Kerkük korkutuyor
20/9/2017 Barzani’nin mektubu… Nereden nereye?
19/9/2017 Barzani, baba vasiyetini unuttu mu?
17/9/2017 Hakkını yemeyelim bunlar hep AKP’nin eseri
15/9/2017 Bunlar, tehlikeli tırmanışlar
13/9/2017 İHA’nın ve SİHA’nın gördükleri
12/9/2017 Özel Kuvvetler Komutanlığı davasında ilginç sorular
10/9/2017 Çağlayan: Ben hesabını verdim
  8/9/2017 Yaklaşan tehlike, Cumhurbaşkanı’na 2.5 ay önce söylenmiş
  6/9/2017 Evet, gerçekten herkese lazım…
  5/9/2017 Öldürmeyin, yaşama döndürün
  3/9/2017 Gençlik bunlara mı emanet?
  1/9/2017 Bu nasıl sığınmacılık?
30/8/2017 Biri ‘Yeşil’ biri ‘Öksüz’
29/8/2017 İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?
27/8/2017 Öksüz skandalında yeni perde
25/8/2017 Zekai Paşa SÖZCܒye konuştu
23/8/2017 Komutanların istifasının nedeni ByLock mu?


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları