Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Çapulcularla masada buluştular
4/6/2013

Çapulcularla masada buluştular

Politikada üslubun önemi, “kim söyledi, nasıl söyledi, ne söyledi” sözcükleriyle açıklanır. Başbakan ne söylerse söylesin, önemli olan onun nasıl söylediğidir. Başbakan sözlüğe bile bakmadan bir kadeh içki içeni “ayyaş” ilan ediyor. Halkın tencere-tavalarla sokaklara dökülmesini küçümseyip “Tencere-tava hep aynı hava. Bunlar eski alışkanlıklar” deyip geçiştiriyor. Milletvekili-emniyet müdürü-kırmızı bültenle aranan kişinin aynı araçta kaza yapmasıyla “Susurluk olayı” ülke gündemine oturmuştu. “Temiz toplum” adına “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemi başlatılmıştı. Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan‘a “Susurluk olayı” sorulduğunda “fasa-fiso” demişti. Adalet Bakanı Şevket Kazan, lambaların yakılıp söndürülmesini “mum söndü”ye benzetip bir inanç grubunu aşağılamaya çalışmıştı. Başbakan, Ankara’dan ayrılırken sokağa çıkan, hükümet aleyhinde bağıran herkesi “marjinal”, “aşırı uç”, “çapulcu” diye niteliyor. Böyle söyleyen başbakanın emrindeki polisin, aşırı güç kullanması kadar doğal ne olabilir?



“Yollar yürümekle aşınmaz”

Başbakan var, başbakan var… Ülkede öğrenci olaylarının yaygın olduğu, protesto yürüyüşlerinin sıkça yapıldığı dönemde, muhalefet partisi bu yürüyüşlere engel olmadığı için dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’i eleştiriyor, olaylara sert müdahalede bulunmadığı için kızıyordu. Üstelik, Demirel’in bir sözü hâlâ belleklerdedir. Bu olayı Demirel’in en yakınında bulunmuş, onun kurduğu hükümetlerde bakanlık yapmış olan Esat Kıratlıoğlu‘na, Ali Naili Erdem’e sordum. Demirel, yürüyüşleri engellemediği için kendisini eleştirenlere şöyle demişti: Yollar yürümekle aşınmaz. Bugün ise Başbakan Erdoğan, yapılan gösterilerden ders çıkarmak yerine onlara “çapulcu”, “ayyaş” diyor, bunlara karşı kendi kitlesini zor tuttuğunu belirtip, bir yerde protestoculara gözdağı veriyor. Başbakan, bu öfkenin kendi üslubundan kaynaklandığının hâlâ farkında değil ya da öyle görünüyor. Namus bildiğimiz bayrağımız ayaklar altında… Polis, elinde bayrak olanı tazyikli suyla yere düşürüyor. “Atatürkçüyüm” demek neredeyse suç oldu. Bayramlarımızı kutlayamaz, marşlarımızı söyleyemez hale getirildik. Baskı, baskı, baskı… Halk artık bunlara “yeter” diyor.

O polisleri AKP iktidarı aldı

AKP hükümetleri döneminde polis sayısı 120 binden 250 bine çıkarıldı. Bu yıl da 10 bin civarında polis alınacak. Ancak gelişen olaylar nedeniyle bu sayı katlanabilir. Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi de buna göre hazırlık yapıyor. Yeni mezun polislerin yüzde 85’i Çevik Kuvvet Polisi olarak görevlendirilir. Bugün, Çevik Kuvvet’te görev yapan polislerin tamamına yakını AKP döneminde alınan polislerden oluşuyor. Bunlar arasında devletin polisi olmak için çaba gösterenler de var. Ancak polisin bir yanda hükümetin, bir yanda cemaatin baskısı altında olduğunu da çalışanlardan öğreniyorum. Son olaylarda polis sert tutumuyla gündeme geldi. Ankara’da otobüs duraklarının camları kırıldıysa bunda polisin rolünün olup olmadığının da sorgulanması lazım. 5. kata düşen gaz bombalarıyla işyerlerinin camlarının kırıldığını da esnaftan dinleyebilirsiniz. Eğitim İş sendikası Genel Başkanı Veli Demir’in üç kaburgası gaz bombasının etkisiyle kırıldı. Ya gözünü kaybedenler, ya hastanede yatan onca insan… Tabii ki yaralanan polislerimizi de unutmuyorum. Apartmanlar, işyerlerine gaz sıkılması, polise olan tepkiyi de artırıyor olacak ki duvarlara “katil polis” yazılıyor. Polis bu tutumuyla aşırı grupların hedefi olabilir.

“Çapulcu-ayyaşlar” artacaktır

Yavuz Elbirler, daha önce İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevinde bulundu. Gözaltına alınanları da, polisin tutumunu da görüyor ve bize şu değerlendirmede bulunuyor: “Bardak taşmış, insanlar seslerini ve tepkilerini duyurmak icin son çareye başvurmuşlardır. Ankara’da gözaltına alınan gençleri gördüm. Onları polis üniformalı, polislik nosyonu olmayanlar götürüyordu. Gözaltına alınanların yüz ifadeleri, tavır ve hareketleri, kıyafetleri marjinal grupların dışında olduklarını çok açık bir biçimde gösteriyor. Ama polis amirleri bunu görmüyorlar. Bu tip her gözaltına alınmasının yaratacağı travmanın, tehdit unsurunun kazanç hanesine yazılacağını bilmiyorlar. Sadece demokratik haklarını kullananlara gaz bombaları ile müdahale eden, marjinal guruplar karşısında kalkanlarını bırakıp kaçan polislerin amirleri de bu olaydan herhalde ders çıkarırlar.” İnsanlar sokağa indi. Başbakan bilmeli ki, kendisinin, bakanlarının tehdit içerikli söylemleri, polisin insanları öldüren, sakat bırakan, yaralayan tutumu devam ettikçe “çapulcular”ın sayısı katlanarak artacaktır. Terör örgütü PKK’nın ilk eylemlerinden sonra da “çapulcu” denilenlerle, devlet bugün pazarlık masasında değil mi?

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Çapulcularla masada buluştular

Diğer Yazıları:
31/12/2019 “Vatan toprağı işgal altındayken”
29/12/2019 Ankara’da coşku, bizde hüzün vardı
27/12/2019 İslami bankada olmayanlar bizde başladı
25/12/2019 Kulelerde, FETÖ araştırmasını MHP istemiş
24/12/2019 Her olayın altından aynı kadın çıkıyor!
22/12/2019 Kanal İstanbul gerçekleri
20/12/2019 Özkök: FET֒ye hep dikkat çektim
18/12/2019 17 yıldır ödenmeyen namus borcu
17/12/2019 Eski vekiller de “çakarlı” olacak
15/12/2019 Skandal ihaleye, suç duyurusu
13/12/2019 İşte, Gökçek’in mal varlığı
11/12/2019 Vetonun ardından geleceklere bakalım
10/12/2019 Bunlar yapılmadan mücadele olmaz
  8/12/2019 İhalede 88 milyon lira farkın bir anlamı yok…
  6/12/2019 O veto edildi, ya diğer yasa?
  4/12/2019 Onca konutun parası kimin cebinde?
  3/12/2019 Bakan, Öksüz için ne söylemek istedi?
27/11/2019 O sanık, son güne kadar müdürdü
26/11/2019 Kadın öğretmenlere mezarlık görevi!
24/11/2019 Yavaş ne yapsın! 100 bin iş başvurusu 12 bin görüşme talebi
22/11/2019 Karar: Gökçek’in mal varlığı araştırılacak
20/11/2019 HDP, önemli bir karar aşamasında
19/11/2019 Hukukçuların sınavına besmeleli hazırlık kitabı
17/11/2019 Acı tablonun sorumlusu…
15/11/2019 Pes doğrusu! Bakanlık, öğretmenleri icralık etti


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları