Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Barolar Birliği'nin yeni Başkanı Metin Feyzioğlu: ABD'nin Türkiye'ye ne yaptırmak istediğini açıkladı
27/5/2013

Barolar Birliği'nin yeni Başkanı Metin Feyzioğlu: ABD'nin Türkiye'ye ne yaptırmak istediğini açıkladı

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na seçilen Prof.Dr. Metin Feyzioğlu, Ankara Barosu Başkanı olarak güncel olayları SÖZCܒye değerlendirdi. Reyhanlı’daki patlamanın “Türkiyeyi sarsıp kendisine getirmezsi gereken bir olay” olarak niteleyen Feyzioğlu şunları söyledi:



“Derhal bağımsız bir dış politikamızın olup olmadığını, diğer yandan toplumun düşünebilmek için sağlıklı verilere ulaşıp ulaşamadığımızı sorgulamamız lazım. Tartışma noktası yargının bağımsız ve tarafsız olup olmadığında düğümleniyor. Genelkurmay Başkanı, PKK terör örgütünün ikinci adamının gizli tanıklığıyla terör örgütü yöneticisi olduğu iftirasıyla zindandadır. Bundan daha çelişkili bir durum olamaz.

Darbelerle mücadele görüntüsü

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla askeri darbelerle mücadele ediliyor görüntüsü adı altında komutanlar, gazeteciler, öğretim üyeleri, avukatlar toplanıp zindana atıldı. Elbette bu görüntü toplumun, konuşması gereken pek çok kurumunu susturdu. Türk ordusunun omurgası kırıldı. Bir ordunun güçlü olabilmesi için hiç kuşkusuz siyasetten uzak durması gerekir. Ön koşul budur. Ancak yapılan orduyu siyasetten uzaklaştırmak değil, harp imkan ve kabiliyetini yok etmek, milli niteliğini ortadan kaldırmaktan ibarettir. Bir ülkenin dış politikasının bağımsız olabilmesi için güçlü orduya, güçlü ekonomiye ve düşünebilen sorgulayabilen, en önemlisi düşünmesini sağlayacak verilere ulaşabilen beyin gücüne ihtiyacı vardır. Bu üç koşulu değerlendirdiğimizde Türkiye’nin dış politikasının tamamen bağımlı olduğunu görüyoruz.

ABD’nin ‘görme’ dediğini görmüyoruz

Uçağımızı kimin düşürdüğünü dahi tespit edemez hale geldik. Türk ordusunun kendine ait bir istihbarat gücü kalmadı. ABD’nin ‘vur’ dediğini vurur ‘görme’ dediğini görmez hale getirildi. Uludere’deki olayın, Afyon’daki cephanelik patlamasının hala aydınlatılmamış olması Türkiye’nin Türk milleti tarafından idare edilmediğinin göstergesidir.

Türkiye’de taraflı ve bağımlı kılınmış yargı muhalif görüş bildirilmesini kahramanlığa dönüştürmüştür. Dolayısıyla siyasi iktidar yokuş aşağı frensiz giden tehlikeli madde yüklü bir araç haline gelmiştir. Bırakınız siyasi iktidarı proteste etmeyi, Cumhuriyet Bayramını veya 1 Mayısı kutlamak için meydana inmek isteyen herkes çoluk-çocuk, kadın erkek, genç yaşlı bakılmaksızın gazlanıyor, tazyikli suyla yerlerde sürükleniyor. İstanbul valisi ise ‘ölçülü davrandık, cop bile kullanmadık’ diye bu faşist baskıyı övebiliyor. Sonuçta, toplum sorgulayamaz, düşünemez, düşünse de düşündüğünü söyleyemez hale getiriliyor.

Savaşı bize yaptırmak istiyorlar
Öcalan, ‘barış müjdesi’ diye Ortadoğu’nun sınırlarının değişeceği söyledi. Bunun tek yolu vardır: savaş. Emperyal güçler kendi savaşlarını bize yaptırtmak istiyorlar. Bu projede Türk’e de, kürde de, Araba da barış yok. Emperyal güçlerin maşalığını üstlenenlerin güttüğü siyasetle, vatandaşın ihtiyaçları arzuları, beklentileri çok farklı. Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de hangi insan hakkı için ayağa kalkıyorsak, Şırnak’ta da, Diyarbakır’da da aynı insan hakkı için pozisyon kollamadan ayağa kalkılmadır. KCK davasında hukuksuzluk yapıldığında Balyoz ve Ergenekon davalarında hukuksuzlukları söylediğimiz gibi bunları da haykırıyoruz. Bütün mesele hukuk devletini, demokrasiyi, insan haklarını korurken haksızlık kimden gelirse gelsin, haksızlığa kim uğransa uğrasın hep birlikte tepki verebilmek.

Ulus Devleti ayağa kaldırmalı

Reyhanlı’daki olay göz göre göre Türkiye’yi belli bir yere gütme çabası. İşte bir toplum uyuşturulur, susturulur, düşünemez, konuşamaz hale gelirse birileri alır o toplumu istediği yere doğru sürükler. Irkçılıktan, mezhepçilikten uzak, vatandaşlık temeline dayanan ulus devleti ayağa kaldırmaktan başka çare yoktur. Ulus devlet kendi ulusunu ve devletini ve menfaatlerini, başka devlet ve ulusların menfaatlerinden üstün tutmayı ifade eder.

Akiller, sürecin pazarlamacısı
Akil adamlar siyasi iktidara dikte edilen ve ayrıntılarını siyasi iktidarın bile bilmediğini düşündüğüm bir sürecin pazarlamacılarından ibarettir. Türkiye’de Kürt sorunu özünde demokrasi ve insan hakları sorunudur. Her uygulamasıyla demokrasiye karşı olduğunu , sadece kendinizi methedenlerin insan haklarının bulunduğunu, muhaliflerin ise en temel haklarının bile olmadığını düşünen bir siyasi iktidarın Kürt sorununu çözmesi teorik ve pratik olarak imkansızdır.
Aynı paketin içinde bir kefeye yasama, yürütme, yargıyı birleştiren diktatörlüğü, diğer kefeye artık açıkça dillendirilen talep edilen federasyonu ve hatta konfederasyonu koyan bir sürecin samimi olmadığı da ortadadır. Akil adamlar, bölünmenin ve diktatörlüğün pazarlamacılığını yapmaktadır.

Anayasa Değişikliği

Bunu yeni Anayasa olarak takdim etmek Cumhuriyetin bütün kurumlarını inkar etmektir. Çünkü, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin yok sayılması onu yok sayanların kendini inkar etmesidir. TBMM, bu Anayasa’ya göre çalışıyor ama Anayasayı yok sayıyor. Şunu sorarım: Değiştirilemez denilen madedlerin içeriğindeki hangi kurucu ilke sizi rahatsız ediyor? Laik devlet mi, sosyal devlet mi, hukuk devleti mi yoksa üniter devlet mi?

İstediği padişahlık

Siyasi iktidarın yasama-yürütme-yargıyı birleştiren dünyada eşi benzeri hiçbir demokraside görülmeyen Türk tipi bir başkanlık sistemi istediği biliniyor. Aslında istediği padişahlık. Bunu, kabul ettirmek de zorlandığında Cumhurbaşkanının partili olmasını yasaklayan hükmü kaldırmak istenecek. Cumhurbaşkanının partili olmasına izin verilmesi o cumhurbaşkanının aynı zamanda partinin genel başkanlığını da yapabilmesi anlamına gelebilir.

Konuşan sadece barolar kaldı

Türkiye’nin önünde 2013-2014 döneminde geleceğimizi şekillendirecek bir rejim mücadelesi var. Anayasa değişikliği gündeme getirilecek, demokratikleşme adına gerekli adımlar muhtemelen atılmazken, federasyonun veya konfederasyonun alt yapısı süslü paketler halinde önümüze konacak. Türkiye’de hukuk devleti ve demokrasi adına bugün konuşan neredeyse yalnız barolar kaldı. Bu sebeple barolara ve avukatlara yönelik ağır bir yıldırma politikası açıkça sahnelenmeye başlandı. Şu halde önümüzdeki dönemde baroları avukatları ve avukatlığı etkisizleştirecek adımlar atılmak istendiğini tahmin etmek de hiç zor değil.

----------

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Barolar Birliği'nin yeni Başkanı Metin Feyzioğlu: ABD'nin Türkiye'ye ne yaptırmak istediğini açıkladı

Diğer Yazıları:
31/12/2019 “Vatan toprağı işgal altındayken”
29/12/2019 Ankara’da coşku, bizde hüzün vardı
27/12/2019 İslami bankada olmayanlar bizde başladı
25/12/2019 Kulelerde, FETÖ araştırmasını MHP istemiş
24/12/2019 Her olayın altından aynı kadın çıkıyor!
22/12/2019 Kanal İstanbul gerçekleri
20/12/2019 Özkök: FET֒ye hep dikkat çektim
18/12/2019 17 yıldır ödenmeyen namus borcu
17/12/2019 Eski vekiller de “çakarlı” olacak
15/12/2019 Skandal ihaleye, suç duyurusu
13/12/2019 İşte, Gökçek’in mal varlığı
11/12/2019 Vetonun ardından geleceklere bakalım
10/12/2019 Bunlar yapılmadan mücadele olmaz
  8/12/2019 İhalede 88 milyon lira farkın bir anlamı yok…
  6/12/2019 O veto edildi, ya diğer yasa?
  4/12/2019 Onca konutun parası kimin cebinde?
  3/12/2019 Bakan, Öksüz için ne söylemek istedi?
27/11/2019 O sanık, son güne kadar müdürdü
26/11/2019 Kadın öğretmenlere mezarlık görevi!
24/11/2019 Yavaş ne yapsın! 100 bin iş başvurusu 12 bin görüşme talebi
22/11/2019 Karar: Gökçek’in mal varlığı araştırılacak
20/11/2019 HDP, önemli bir karar aşamasında
19/11/2019 Hukukçuların sınavına besmeleli hazırlık kitabı
17/11/2019 Acı tablonun sorumlusu…
15/11/2019 Pes doğrusu! Bakanlık, öğretmenleri icralık etti


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları