Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Bunun kaybedeni Türkiye olur…
4/10/2017

Bunun kaybedeni Türkiye olur…

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz'la sohbet ederken, “Polisle başlayan, savcıyla olgunlaşan, bilirkişinin yoğurduğu, mahkeme kararından sonra Yargıtay'ın taçlandırdığı kumpas dönemi yargıda bir daha hiç olmayacak” demişti. Açıkçası umutlanmıştım ama gazetemizle ilgili iddianameyi okuyunca Atatürk aleyhine paylaşımları ortaya çıkan “bilirkişinin” raporuyla “yoğrulmuş” iddianame şaşırttı. Onun yoğurmasıyla SÖZCÜ'nün sahibine, çalışanlarına dönük suçlamalarda bulunulmuş. Biliniz ki bizler bunları asla hak etmiyoruz…



İnanın, iddianameden bölümler okudukça kahroldum. Ülkemizde muhalif çizgide gazetecilik yapmanın ya da gerçekleri çekinmeden yazmanının suç haline geldiği anlaşılıyor. Bugün önemli görevlerde bulunan kişilerle yaptığınız röportajlarla, dönem değişince suçlanabileceğinizi artık bilmeniz gerekiyor.

BİLİRKİŞİNİN RAPORUYLA MI?
Cumhuriyet savcısı, gazete manşetlerini inanıyorum ki o bilirkişiden daha iyi değerlendirir. Ancak bunu birisinin yoğurması gerekiyordu. SÖZCÜ karşıtı paylaşımları olan koyu bir partilinin yazdıkları dayanak yapılıyor ve suçlanıyorsunuz. Hem de FETÖ'cülükle… Allah'tan korkun… İşte o zaman ülkeniz adına da kaygılarınız artıyor. “Herkes sussun” isteniyor. Bilirkişi kaynaklı, gazetemize yönelik suçlamalardan bazı bölümler için söyleyeceklerim var.

Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı, randevu alıp gazetemize nezaket ziyaretinde bulundu. Gündemde olan konularla ilgili görüşleri 31 Temmuz 2014 tarihinde gazetemizde haber olarak yayımlandı. Karslı halen Merkez Partisi'nin Genel Başkanı'dır. Parti hakkında bugüne kadar soruşturma ya da kapatma davası da açılmamış. Yani AKP, CHP, MHP'den bir farkı yok. AKP döneminde Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan başta İcra İflas Kanunu değişikliği olmak üzere birçok komisyonda üye ve alt komisyon başkanlığı yaptı. Kendisi halen İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık yapıyor. Üniversiteden atılması ise gazetemizi ziyaretinden yaklaşık 2.5 yıl sonra gerçekleşmiştir.

Karslı'nın gazeteye nezaket ziyaretini bilirkişi “işbirliği” diye niteliyor. Gazeteci herkesle, her ortamda görüşebilir. Bu, onları desteklediği anlamına gelir mi? Nitekim terör örgütünün başı Fetullah Gülen'le, Abdullah Öcalan'la Türk basınının önemli kalemlerinin röportajlar yaptığını da unutmayalım.

PEKİ SORMAYALIM MI?
17 Aralık operasyonunu yöneten dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Yurt Atayün'ü şahsen tanımam, telefonla da konuşmuşluğum yok. Ağabeyi dönemin Polis Başmüfettişi Anadolu Atayün'le Konya ve Mersin'de yaptığı önemli operasyonlar sırasında telefonla konuşmuştum. Yurt Atayün'ün gözaltına alınışı ve arkadan kelepçelenmesiyle ilgili olarak dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın eleştirileri basında yer aldı. Meslekten çıkarılmamış, hakkında soruşturma olmayan, Emniyet Başmüfettişi Anadolu Atayün'e kardeşiyle ilgili operasyonu sormak, söylediklerini yazmak ne zamandan beri suç oldu? Gazeteci için önemli olan olayın yaşandığı dönemdir. Daha sonra ne olacağını kimse bilemez. Eğer bilinseydi, bu kişiler o dönem etkili görevlere getirilmez, bunca sıkıntı da yaşanmazdı.

Dönemin İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş, “yolsuzluk dosyasını kapatmadığı için tehdit edildiği”ni, kendisine dosyayı bir savcıdan alması için bakan ve müsteşar tarafından tehdit edildiğine ilişkin tutanağı tutmuş, HSYK'ya göndermiş. Şahsen tanımadığım başsavcıyı telefonla arayıp tutanaktaki iddiaların doğru olup olmadığını sormak gazetecilik değil mi? Konuşma sırasında cemaat bağının ortaya atıldığını hatırlatıp bu konudaki görüşünü de sormayacak mısınız? İlgisinin olmadığını, hukuktan ayrılmayacağını, şunun-bunun değil cumhuriyetin savcısı olduğunu söyleyince bu neden suç olsun?

Haberin yayımlandığı 23 Ocak 2014'te görevde olan başsavcıyla konuşmayı “bilirkişi” suç sayıyor. Ne diyeyim? Haksızlığa uğradığını öne süren, bunu cesaretle belgelendiren kamu görevlilerinin durumunu gündeme getirmek de gazeteciliğin bir gereğidir.

BİR HAKSIZLIK DAHA…
Hükümetin en büyük destekçilerinden biri Samanyolu Haber kanalıydı. Cemaatin iç yüzünü ortaya koyan “Okyanus Ötesindeki Vaiz” kitabım da yayımlanmıştı. Bu televizyonda katıldığım programlarda gündem hemen hep Ergenekon ve Balyoz soruşturma ve davasıydı. Hükümete muhalif yayın çizgisine sahip ART televizyonunda da program yapıyordum. Yani Samanyolu ve ART'de program yaptığım dönemde ben SÖZCÜ Gazetesi'nde değil Türkiye'nin en büyük gazetelerinden birindeydim. 17 Aralıktan sonra da Samanyolu Haber'de kuşkusuz yolsuzluklar, kol saati, rüşvet iddiaları öne çıktı. Bunları konuşmayacak mısınız? O programlarda CHP, MHP milletvekilleri de hiç eksik olmuyordu.

Gazetecilikten başka bir işi olmadığını bildiğimiz patronumuz Burak Akbay'la görüşürken, Samanyolu Haber'deki programı bırakmamı istemişti. Kendisine, “Ben başka kanallarda ne konuşuyorsam orada da aynı şeyleri söylüyorum” demiş, gerçekleri bu televizyonun izleyicilerinin de bilmesi gerektiğini eklemiştim. Bunun tanığı da Emin Çölaşan ağabeyimdir. Yani, benim program yapmamın SÖZCÜ'ye gelmemle de uzaktan yakından bir ilgisi bulunmuyor. SÖZCÜ'ye gelişimden çok önce program yapıyordum.

SİZE SÖZ VERİYORUM
FETÖ imamlarından olduğu belirtilen Hamidullah Öztürk'ün amcamın oğlu olduğu, benim de bu yüzden SÖZCÜ'nün Ankara Temsilcisi yapıldığımı ima edenler çıkmış. Unutmayın, SÖZCÜ'nün, kuruluşundan sonra gelen üçüncü temsilcisiyim. Hatırlatayım daha önce Hürriyet, Sabah, Star, Gözcü'de çalıştım. SÖZCÜ'ye de Hürriyet'ten kendi isteğimle ayrılıp geldim.

İddiaların ne kadar asılsız olduğunu anlatmak, amcam olmadığını kanıtlamak için vukuatlı nüfus örneği bile aldım. Şimdi de amcamın oğlu değil ama akrabam olduğu, aynı köylü olduğunu yazdılar, söylediler. Savcı bey de bunu iddianamesine geçirmiş. Allah aşkına bırakın akrabalığı, amcaoğlu olsa bana ne? Siz şuna bakın, bu kişiyle 40 yıllık gazetecilik dönemimde bir telefon konuşmam, elektronik ortamda haberleşmem, birkaç cenaze töreni dışında bir araya gelmişliğimiz var mı, yok mu ona bakın? Varsa size söz veriyorum gazetecilikte ben yokum…
Hayatında belki de hiç tanımadığı kişiyi gerekçe gösterip Burak Akbay'a saldırmayı hangi vicdan kaldırır? Darbe girişiminin en önemli komutanının kardeşinin Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı olduğunu hatırlamayacak, Akbay'ın asla tanımadığı kişiyle benim üzerimden bağını kuracaksınız. Burak Bey'e yapılan bu haksız, dayanaksız, insaftan uzak saldırılarla ülkemizde muhalif gazetenin susturulması amaçlanıyor. Kaybeden Türkiye olur. Unutmayalım: SÖZCÜ susarsa, Türkiye susar…

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Bunun kaybedeni Türkiye olur…

Diğer Yazıları:
  4/10/2017 Bunun kaybedeni Türkiye olur…
  3/10/2017 13 yılın en ağır kaybı
  1/10/2017 Danıştay’ın bu kararı yargılatmayanlara ders olsun
29/9/2017 Onlar parsel parsel kazanırken…
27/9/2017 Bu bayramı siz yine mi unuttunuz?
26/9/2017 HSK Başkanvekili, davaları SÖZCܒye anlattı
24/9/2017 Milletvekili rantına CHP’den veto
22/9/2017 Gerilim artıyor; Kerkük korkutuyor
20/9/2017 Barzani’nin mektubu… Nereden nereye?
19/9/2017 Barzani, baba vasiyetini unuttu mu?
17/9/2017 Hakkını yemeyelim bunlar hep AKP’nin eseri
15/9/2017 Bunlar, tehlikeli tırmanışlar
13/9/2017 İHA’nın ve SİHA’nın gördükleri
12/9/2017 Özel Kuvvetler Komutanlığı davasında ilginç sorular
10/9/2017 Çağlayan: Ben hesabını verdim
  8/9/2017 Yaklaşan tehlike, Cumhurbaşkanı’na 2.5 ay önce söylenmiş
  6/9/2017 Evet, gerçekten herkese lazım…
  5/9/2017 Öldürmeyin, yaşama döndürün
  3/9/2017 Gençlik bunlara mı emanet?
  1/9/2017 Bu nasıl sığınmacılık?
30/8/2017 Biri ‘Yeşil’ biri ‘Öksüz’
29/8/2017 İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?
27/8/2017 Öksüz skandalında yeni perde
25/8/2017 Zekai Paşa SÖZCܒye konuştu
23/8/2017 Komutanların istifasının nedeni ByLock mu?


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları