Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Öldürme emrini veren soruşturulsun
21/12/2016

Öldürme emrini veren soruşturulsun

İstanbul'da büyük bir çete operasyonu yapılıyordu. Başında Adil Serdar Saçan'ın bulunduğu Organize Şube Müdürlüğü ekipleri, çetenin önde gelen ismini Sultanahmet civarında kıstırdı. Çete lideri, yakalanacağını anlayınca tabancasını çekti, polislere ateş etmeye başladı. Operasyonun başındaki Başkomiser Cengiz Demircan ise çete liderinin ateşine vurma amaçlı karşılık vermiyordu. Böylece, çete liderinin daha çok mermi harcaması amaçlanıyordu.


Çete lideri ateş ettikçe, Cengiz Demircan da, kullanılan silahın özelliğini bildiği için o çete liderinin kaç mermi attığını hesaplıyordu. Biliyordu, tabancasında iki mermi kaldığını… Bir el daha ateş etti. Kaldı bir mermi… Polisler bir iki el daha ateş edince, çete lideri son mermiyi de sıktı. Demircan, rahatlamıştı. Artık çete liderini sağ olarak yakalayacak, sorgulayacak ve buna
bağlı yeni operasyonları da yapacaktı.
Cengiz Demircan şimdi Emniyet Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Daire
Başkanlığı görevini yürütüyor.
O POLİS ÖLDÜRÜLMEMELİYDİ
Toplumsal olaylarda, olayları önlemeye, kalabalığı dağıtmaya çalışan Çevik Kuvvet polisidir. Yeni göreve başlayan polisler daha çok bu şubeye verilir, burada pişer. Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Mevlüt Mert
Altıntaş tarafından öldürüldü.
Eli tabancalı polis, yalnız Karlov'u vurmakla kalmadı, kendisini yakalamak isteyen polislerle de çatıştı. Bu çatışma sırasında Altıntaş da öldürüldü. Bu polisi, büyükelçiyi öldürmeye kim azmettirdi, büyükelçinin o gün resim sergisine gideceğini nereden öğrendi, büyükelçinin korumasının bulunmadığını nereden biliyordu? Bu olayda cevaplandırılması gereken çok soru var.
Peki operasyonu yapan polis ne yaptı? Bırakın bu kişinin silahında kaç mermi kaldığını öğrenmeyi, salonda tek başına kalan Altıntaş yaralı olarak yakalanamaz mıydı? Ya da yaralamaya bile gerek duymadan, gaz sıkarak bu kişi bayıltılamaz mıydı? Hepsi olurdu. Ama polis bu kişiyi olay yerinde öldürdü. Böylece, bu cinayete nasıl karar verildiği, kimlerin kendisini yönlendirdiği sorgu sonucunda ortaya çıkacaktı. O nedenle, “öldürme” emri verenlerin durumlarının da çok iyi araştırılması gerekiyor. İzmir eski Emniyet Müdürü Lütfi Tomuş da, “Bu kişiyi öldürmek büyük hataydı. Sağ olarak ele geçirip sorgulayabileceğiniz kişiyi niçin öldürürsünüz?” diyordu.
“BUNUN SONU ŞEHİTLİKTİR”
Ülkemizde son dönemlerde yaşanan yaygın terör olayları, büyükelçilikler önündeki gösteriler onları farklı önlemler almaya zorladı. Örneğin Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Almanya Büyükelçiliği, güvenlik önlemi olarak bahçe demirlerini yükseltmekle kalmadı, yine de o yüksek demirleri aşan olursa, ikinci bir engel yapıldı. İki duvar arasındaki alan güvenlik amacıyla Almanlar tarafından mayınlandıysa buna da şaşırmamak gerekiyor. Nasıl sınır bölgelerinde ara bölge olur, orada mayınlı alan bulunursa,
iki duvar arasındaki alan da benzer bir
durumu hatırlatıyor.
Terör örgütlerinin “kafaya alma” yöntemleri farklıdır. Örneğin Halep'te yaşananlara tepki duyan polisin şehitliği arzu ettiğini anlayan örgüt, hazır kıvama getirilmiş bu gence, “bir şeyler yapalım, boş durmayalım, sadece dua etmekle bu iş olmaz” gibi sözlerle yaklaşabilir. Hazır
kıvama getirilmiş bu kişiye ne yapması gerektiği de şöyle anlatılır:
“O kişinin gideceği yer şurası. Siyah bir takım elbise al, beyaz bir gömlek giy, kravatını, sana verdiğimiz yakın koruma polislerinin taktığı bu rozeti yakana tak. İçeriye koruma polisi gibi git ve işi bitir. Teslim olmak sana yakışmaz. Devletini de düşün. Seni yakalamaya gelenlere hedef gözeterek ateş etme ama teslim de olma. Bunun sonu şehitliktir. Ne mutlu sana…”
O polis, bu cinayete işte bu ya da benzer bir yöntemle hazırlanmıştır. Polis öldüğüne göre, onun arkasında kimlerin olduğu,
kimlerin kendisini yönlendirdiği kolayca ortaya çıkmayacaktır. O yüzden “öldürülmemeliydi” diyorum.
EMNİYET İÇİNDEKİ GİZLİ YAPI…
Ermeni militanlar tarafından yurtdışında tam 40 diplomatımız şehit edildi. Her birinin ayrı birer öyküsü var. Geçmişte, ülkemizde İsrail Başkonsolosu Efraim
Elrom, yine İsrailli diplomat Ehud Sedan da öldürülmüştü.
Rusya Büyükelçisi'ni öldüren polis
memurunun kimliğinde “Polis Memurları Dayanışma Grubu” yazıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, böyle bir grubun varlığını biliyor mu? Biliyorsa bu nedir böyle?
Terör her yerde vurabilir. O nedenle terörle mücadelede işbirliği gerekiyor. Büyükelçinin öldürülmesi belki yetkililerin bu konuda bir kez daha düşünmesine neden olacaktır.

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Öldürme emrini veren soruşturulsun

Diğer Yazıları:
  4/10/2017 Bunun kaybedeni Türkiye olur…
  3/10/2017 13 yılın en ağır kaybı
  1/10/2017 Danıştay’ın bu kararı yargılatmayanlara ders olsun
29/9/2017 Onlar parsel parsel kazanırken…
27/9/2017 Bu bayramı siz yine mi unuttunuz?
26/9/2017 HSK Başkanvekili, davaları SÖZCܒye anlattı
24/9/2017 Milletvekili rantına CHP’den veto
22/9/2017 Gerilim artıyor; Kerkük korkutuyor
20/9/2017 Barzani’nin mektubu… Nereden nereye?
19/9/2017 Barzani, baba vasiyetini unuttu mu?
17/9/2017 Hakkını yemeyelim bunlar hep AKP’nin eseri
15/9/2017 Bunlar, tehlikeli tırmanışlar
13/9/2017 İHA’nın ve SİHA’nın gördükleri
12/9/2017 Özel Kuvvetler Komutanlığı davasında ilginç sorular
10/9/2017 Çağlayan: Ben hesabını verdim
  8/9/2017 Yaklaşan tehlike, Cumhurbaşkanı’na 2.5 ay önce söylenmiş
  6/9/2017 Evet, gerçekten herkese lazım…
  5/9/2017 Öldürmeyin, yaşama döndürün
  3/9/2017 Gençlik bunlara mı emanet?
  1/9/2017 Bu nasıl sığınmacılık?
30/8/2017 Biri ‘Yeşil’ biri ‘Öksüz’
29/8/2017 İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?
27/8/2017 Öksüz skandalında yeni perde
25/8/2017 Zekai Paşa SÖZCܒye konuştu
23/8/2017 Komutanların istifasının nedeni ByLock mu?


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları