Saygı Öztürk

 

Gazeteci Yazar
SAYGI ÖZTÜRK


Saygı Öztürk > Erdoğan'ın "başkanlık sistemi" dediği aslında şu...
8/3/2015

Erdoğan'ın "başkanlık sistemi" dediği aslında şu...

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, güncel konularla ilgili yaptığı açıklamada, “İç Güvenlik Yasası’yla, polise, jandarmaya, valiye, kaymakama tanınan yetkiler, PKK’nın fiili egemenlik kurumaya başladığı yerlerde değil ülkenin diğer bölgelerinde kullanılacaktır. Açık söylüyorum, bu kanun tasarısı bile Tayyip Erdoğan’ın korktuğunu gösteriyor” diyor.


Erdoğan’ın çabasını da” iktidarını bir süre daha sürdürebilmesi için bir çıkış olarak gördüğünü” belirten Feyzioğlu, Erdoğan’ın “başkanlık” dediğinin “meşrutiyet öncesi padişahlık” olduğunu öne sürüyor. Metin Feyzioğlu, SÖZCܒye şöyle konuştu:

Erdoğan’ın geleneksel yaklaşımı

İktidar, iç güvenlik tehdidini gerekçe göstererek, güvenliği sağlamakla zerre kadar ilgisi olmayan düzenlemeleri benzetme yerindeyse ‘fırsatçı’ bir yaklaşımla geçirmek istiyor. Bunlardan en vahimi vali ve kaymakama adli soruşturmada polis ve jandarma eliyle istediği kişiyi gözaltına alma yetkisinin tanınmasıdır. Böylece savcının emrinde yürümesi gereken soruşturmada vali ve kaymakam, savcının üzerinde yetki sahibi oluyor. Yani yürütme organı, yargıyı ele geçiriyor. Bu yaklaşım, kuvvetler ayrılığından zerre kadar nasibini almamış, Erdoğan’ın geleneksel yaklaşımıdır.

Tek özgürlük, Erdoğan’ı alkışlamak

Amaçları, devlet büyüğü denilen zat-ı muhteremler bir il’e veya ilçeye gitmeden önce kaymakam ve valinin ‘mıntıka temizliği’ yaparak sorun çıkarabilecek, protesto edebilecek herkesi içeriye almasını sağlamaktır. Ayrıca düşünceyi açıklamanın en etkili ve demokrasi için vazgeçilmez yöntemi olan toplantı ve gösteri yürüyüşleri öncesi iktidarın canını sıkabilecek olan kişiler gözaltına alınarak dikensiz gül bahçeleri yaratılmak istenmektedir. İşin özeti şu: Ülkede sadece Tayyip Erdoğan’ı ve arkadaşlarını alkışlama özgürlüğü getirilmek isteniyor.

‘Paralel devlet’e izin verildi…

‘Molotof kokteylini, taşı-sopayı silah haline getiriyoruz, askerimizi -polisimizi koruyoruz’ cümleleri de gerçek dışıdır. Bunlar zaten Türk Ceza Kanunu’na göre silahtır. PKK’nın fiili denetimine terk edildiği duyumları alınan yerlerde ise sorun yetkisizlikten değil güvenlik güçlerimizin arkasında siyasi iradenin gücünün artık bulunmamasıdır. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ‘paralel devletle mücadele ediyoruz’ derken, ülkenin bir bölümünde bir başka paralel devletin göz göre göre kurulmasına seçim pazarlıklarıyla izin vermişlerdir.

Hakan Fidan dokunulmazlık istiyor

Terör örgütüyle kimsenin bilmediği pazarlıklar yapılmıştır. Öyle ki bu pazarlıkları yürüten MİT Müsteşarı, kanaatim odur ki daha fazla sorumluluk almamak için milletvekili dokunulmazlığına sığınma zorunluluğu duymuştur. Sanki konu Tayyip Erdoğan ve PKK arasındaki özel bir uyuşmazlıkçasına herkesten gizlenmektedir. Verilen sözlerin yerine getirilmeye başlanması veya yerine getirilmesinden vazgeçilmesi durumunda büyük toplumsal hareketler beklendiğini ve Tayyip Erdoğan’ın iktidarını korumak için yanlışı daha büyük yanlışla yani baskıyla örtmeye çalıştığını görüyorum.
Bütün bunlar ve dış politikadaki gelişmeler, Tayyip Erdoğan döneminin de artık sonuna geldiğimizi açık-seçik göstermektedir. Tayyip Bey’in inişli çıkışlı ruh hali nedeniyle fakir-fukaranın sofrasından her gün bir zeytin eksiliyor. Bu ruh hali ve demokratik kurumların tamamının yıpratılmış olması yerli ve yabancı yatırımcıyı korkutuyor, yeni iş ve istihdam üretemiyoruz. İşsizlik zirveye tırmanıyor. Tayyip Erdoğan, artık biriktirdiği siyasi sermayesini tüketiyor. Bunu gördüğü için de yeni baskı araçlarına ihtiyaç duyuyor. 77 milyonluk Türkiye, bu iniş-çıkışlarla yönetilemez.

Osmanlı güzellemesi yapıyorlar

Başkanlık sistemini, iktidarını bir süre daha sürdürebilmesi için bir çıkış olarak gördüğü açık. Kendisinin ‘başkanlık sistemi’ dediği, bizim bildiğimiz meşrutiyet öncesi padişahlıktır. Zaten, adına ‘başkan’ denecek padişahlığa heveslenirken, havuz medyasından her kanaldan Osmanlı güzellemeleri yapılmasının sebebi de bu. Elbette Osmanlı’yı objektif bir şekilde ele almıyorlar. Duraklama, çöküş, dağılma dönemleri yaşanmamış gibi Fatih ve Kanuni’den söz ediyorlar. Selçuklu da, Osmanlı da bizim atalarımızdır. Tarihimizle gurur duyarız. Yapılan yanlışlardan da ders alırız. Fakat, Türkiye Cumhuriyetini ‘parantez arası’ gören çapsızlara ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde bizi uyardığı gafillere, hainlere de pabuç bırakmayız.

“Kafasındaki sistem diktatörlük”

Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık sistemi bir diktatörlük. Çünkü, kuvvetler ayrılığını kabul etmiyor. Yargının yasama ve yürütmeyi denetlemesine karşı. Basın özgürlüğü gibi özgürlüğü mümkün olsa sözlüklerden kazıyacak. Sendikal özgürlükler kitabında yok. Onun için kabul edilebilecek tek özgürlük kendisinin ‘alkışlanma’ özgürlüğüdür.

O maddelerde ne denildiği meçhul

Çözüm sürecine ilişkin 10 maddelik bir açıklama yapıldı. Hemen arkasından çok bilinçli bir şekilde propaganda operasyonu bütün gücüyle başlatıldı. 10 maddeyi tek tek okuyun, ne denildiği meçhul. PKK’ya silah bırakması tavsiye ediliyor. Anladığımız bu. Ancak, ‘iki taraf da silah bırakmalı’ gibi cümleler de eklenerek, Türk Ordusu, terör örgütüyle aynı kefeye konuluyor. Hiçbir devletin ordusu terör örgütleri karşısında silah bırakmaz. Silah bırakıp müzakere masasına oturacak olan terör örgütüdür.
Ben burada ilgili herkese çok basit bir soru soruyorum: Bu 10 maddenin içi doldurulurken Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 3 maddesi pazarlık konusu mudur? Yani laik devlet, hukuk devleti, sosyal devlet, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, başkentin Ankara, resmi dilin Türkçe oluşu pazarlık edilebilir diye masaya konmuş mudur?

O mektup, hükümet-Apo mektubu

Bunun cevabını aslında Öcalan’ın 2013’te yazdığı ve Nevruz’da okunan mektubu veriyor. Zaten bu mektup, Öcalan’ın tek başına yazdığı bir mektup değil, hükümetle yazdığı çok açık. Orada sınırların değişmesinden, federasyondan, cumhuriyet döneminin bittiğinden, İslam bayrağı altında huzur içinde yaşanan ümmete dayalı günlere duyulan özlemden söz ediliyor. Özellikle ümmet özlemi, hükümetin öncelikli özlemi.
Hemen ispatlayayım: Kendini Türk Milleti’nin lideri Atatürk’le kıyaslamaya başlayan Tayyip Erdoğan, padişahlığa duyduğu özlemle ve Atatürk cumhuriyeti ile devrimlere duyduğu öfkeyle Çankaya Köşkü’nün kapısına kilit vurdu. Cumhuriyeti hedef alan bu uygulamasını da savunurken, tüylerimizi diken diken eden şu cümleyi sarf etti: ‘Yurttaşlık diye yapay bir din yarattılar.’ Ben Türkiye’yi tam 4 kez karış karış gezmiş biri olarak umutla ve güvenle şunu söylüyorum: Milletimizin cumhuriyetle ve Atatürk’le alıp veremediği hiçbir şey yok. Atatürk milli değerimizdir. Sorun, yanlış siyaset ve iktidarın alternatifsiz bırakılmasıdır.

Facebook'ta paylaş    Twitter'da paylaş



Saygı Öztürk > Erdoğan'ın "başkanlık sistemi" dediği aslında şu...

Diğer Yazıları:
  4/10/2017 Bunun kaybedeni Türkiye olur…
  3/10/2017 13 yılın en ağır kaybı
  1/10/2017 Danıştay’ın bu kararı yargılatmayanlara ders olsun
29/9/2017 Onlar parsel parsel kazanırken…
27/9/2017 Bu bayramı siz yine mi unuttunuz?
26/9/2017 HSK Başkanvekili, davaları SÖZCܒye anlattı
24/9/2017 Milletvekili rantına CHP’den veto
22/9/2017 Gerilim artıyor; Kerkük korkutuyor
20/9/2017 Barzani’nin mektubu… Nereden nereye?
19/9/2017 Barzani, baba vasiyetini unuttu mu?
17/9/2017 Hakkını yemeyelim bunlar hep AKP’nin eseri
15/9/2017 Bunlar, tehlikeli tırmanışlar
13/9/2017 İHA’nın ve SİHA’nın gördükleri
12/9/2017 Özel Kuvvetler Komutanlığı davasında ilginç sorular
10/9/2017 Çağlayan: Ben hesabını verdim
  8/9/2017 Yaklaşan tehlike, Cumhurbaşkanı’na 2.5 ay önce söylenmiş
  6/9/2017 Evet, gerçekten herkese lazım…
  5/9/2017 Öldürmeyin, yaşama döndürün
  3/9/2017 Gençlik bunlara mı emanet?
  1/9/2017 Bu nasıl sığınmacılık?
30/8/2017 Biri ‘Yeşil’ biri ‘Öksüz’
29/8/2017 İddianamenin “siyasi baskı” bölümü niçin kısaltıldı?
27/8/2017 Öksüz skandalında yeni perde
25/8/2017 Zekai Paşa SÖZCܒye konuştu
23/8/2017 Komutanların istifasının nedeni ByLock mu?


 


..:: KİTAPLARI ::..

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010


Kod Adı Mürted Tanıklar ve belgeler ışığında 15 temmuz
Kod Adı Mürted
Tanıklar ve Belgeler Işığında 15 Temmuz
2016

Balyoz'da Kumpas

Balyoz'da Kumpas
Belgeleriyle Balyoz Davası ve Sonrası
2014

Örgüt Pazarı

Örgüt Pazarı
Sağ-Sol Örgütler, Kürtçülük ve Tarikatlar
2013

Belgelerle 28 Şubat

Belgelerle 28 Şubat
Dünü ve bugünü ile 28 Şubat
2013

Son Babalar
Son Babalar
Türkiye'deki yeraltı örgütlenmesinin değişen yüzü, değişen kimlikleri...
2011

Okyanus Ötesindeki Vaiz fetö kitabı
Okyanus Ötesindeki Vaiz
Çok gizli damgalı raporların ışığında MİT-Emniyet-Yargı üçgeninde Fethullah Gülen Gerçeği
2010

MGK
MGK
28 Şubat'ta kapalı kapılar ardında neler yaşandı. Belgeleriyle bu kitapta..
2011

Taşeron Mesih
Taşeron Mesih
Mehmet Ali Ağca’yı belge ve bilgilerin ışığında daha yakından tanıyacaksınız
2010

Ölüm Kuyuları
Ölüm Kuyuları
İddiadan gerçeğe Şemdinli olayları
2009

Belgelerle Ergenekon
Belgelerle Ergenekon
Herşey Ümraniye'de bulunan bombalarla başladı..
2008

5-6-2 Tamam Reis
5-6-2 Tamam Reis
Kırcı, Ağca ve bir dönemin cinayetleri
2008

Apo Olayının Perde Arkası
Apo Olayının Perde Arkası
Abdullah Öcalan'ın yakalanışının ve sonrasının belgeler ile anlatımı
2009

33 Kurşun
33 Kurşun
33 erimizin şehit edildiği katliamın tanıkları anlatıyor
2008

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
İsmet Paşanın gizli raporu 75 yıl sonra ortaya çıktı
2007

Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
Sınır Ötesi Savaş'ın Kurmay Günlüğü
1. Kuzey Irak Harekatı'nn Öyküsü
2007

Devletin Derinliklerinde
Devletin Derinliklerinde
Belgelerle Sususrluk'un perde arkası
2002

Madalyalı Mahkum
Madalyalı Mahkum
Korkut Eken Olayı
2007


twitter.com/saygi_ozturk
tr.linkedin.com/in/saygiozturk
facebook.com/saygiozturk

Saygı Öztürk Kimdir

webmaster Site Haritası

© 2018  www.saygiozturk.com I www.saygiozturk.net Saygı Öztürk kitapları ve yazıları